القريب
كلمة (قريب) في اللغة صفة مشبهة على وزن (فاعل) من القرب، وهو خلاف...
Çevrelerinde, (hizmet için) ölümsüz gençler dolaşır;
Maîn çeşmesinden doldurulmuş testiler, ibrikler ve kadehlerle.
Bu şaraptan ne başları ağrıtılır, ne de akılları giderilir.
Orada boş bir söz ve günaha sokan bir laf işitmezler.
Sağdakiler, ne mutlu o sağdakilere (amel defteri sağdan verilenlere)!
Soldakiler; ne yazık o soldakilere (amel defteri soldan verilenlere)!
Çünkü onlar bundan önce varlık içinde sefahete dalmışlardı.
Ve diyorlardı ki: Biz öldükten, toprak ve kemik yığını haline geldikten sonra, biz mi bir daha diriltileceğiz?
belli bir günün belli vaktinde mutlaka toplanacaklardır!
Onu siz mi yaratıyorsunuz yoksa yaratan biz miyiz?
Aranızda ölümü takdir eden biziz ve biz, önüne geçilebileceklerden değiliz.
Böylece sizin yerinize benzerlerinizi getirelim ve sizi bilmediğiniz bir âlemde tekrar var edelim diye (ölümü takdir ettik).
Andolsun, ilk yaratılışı bildiniz. Düşünüp ibret almanız gerekmez mi?
Onu siz mi bitiriyorsunuz, yoksa bitiren biz miyiz?
Dileseydik onu kuru bir çöp yapardık da şaşar kalırdınız.
Buluttan onu siz mi indirdiniz, yoksa indiren biz miyiz?
Dileseydik onu tuzlu yapardık. Şükretmeniz gerekmez mi?
onun ağacını siz mi yarattınız, yoksa yaratan biz miyiz?
Biz onu bir ibret ve çölden gelip geçenlerin istifadesi için yarattık.
Allah’ın verdiği rızka karşı şükrü, onu yalanlamakla mı yerine getiriyorsunuz?
(O anda) biz ona sizden daha yakınız, ama göremezsiniz.
Onu (canı) geri çevirsenize, şayet iddianızda doğru iseniz!